Suzuki Müzik Eğitim Derneği

Ocak 18, 2010

Suzuki Yöntemiyle Müzik Eğitimi from Cevriye Arzu Aydoğan on Vimeo.

Ayrıntılı bilgi için;

Suzuki Müzik Eğitim Derneği, Kurucusu ve Başkanı Julide Yalçın

Cep Tel: 05066101302

E-posta: Julide_y@yahoo.com (Julide_y@yahoo.com)

Suzuki Müzik Eğitim Derneği, SMED Eğitmeni Serpil Beşli

Suzuki Yöntemi’yle Müzik Eğitimi

Ocak 18, 2010

Suzuki

Anadil Yöntemi

Shinichi Suzuki, 1930’lu yılların başlarında anadil metodunu ‘keşfi’ ile kompleks insan davranışının kalbinde yatan basit gerçeği anlamak için dramatik kanıtlar sunmuştur. Geriye kalan insanlara basit mantık gelen şeyi etkileyici yöntemlerle aydınlatarak, erken yaş dil öğrenim üzerine yaptığı gözlemleri eğitim alanında eşsiz katkılarla sonuçlanmıştır. Bugün ‘Suzuki Metodu’ olarak bilinen ve hem felsefesinin temellerini hem de pedagojik teknikleri  oluşturan bu metod, Suzuki’nin çocukların ana dilini öğrenme yollarını mütevazi, son derece pratik olan analizinden ortaya çıkmıştır. Yetenek Eğitimi hareketine bir ömür adaması Nurtured by Love’da (Sevgiyle Yetişmek)  ki hayret ve merak uyandıran giriş kelimelerinin kaçınılmaz sonucudur:

Oo – Japon çocuklar nasıl Japonca konuşabiliyorlar! Birdenbire aklıma hayret verici bir fikir geldi… Bu şaşkınlık yaratan bir yetenek sergilemiyor mu? Bu nasıl, hangi yöntemlerle meydana geliyor? Bu keşif üzerine sevinç cığlıklarımı kontrol altına almam gerekmişti.[1]

yazının devamı

Shinichi Suzuki’nin Hayatı

Ocak 18, 2010

suzuki

Shinichi Suzuki: Bir Biyografi Taslağı

Dr. Evelyn Herman

Düzenleyen: Joseph McSpadden

Amerikan Suzuki Gazetesinde yayımlandı, V26#1.

Suzuki Ailesi’nin Geçmişi

Shinichi Suzuki, 17 Ekim 1898’de seçkin bir samuray ailesinin oniki çocuğundan üçüncü olarak Nagoya, Japonya’da doğdu. 1871’de Japon feodal sistemi kaldırıldıktan sonra, birçok samuray ailelerinin geçimini sağlamakta zorlandılar, ve bu sebepten dolayı Shinichi’nin babası Masakichi üç telli müzik enstrumanı samisensi üreten bir fabrika kurdu.

17. yüzyılda Japon limanları dış ticarete kapandığında, bütün batı müzik enstrumanları yasaklandı. 1853’de limanlar tekrar açıldı, fakat Japonya’ya az sayıda enstruman ithal edildi. Masakichi, bir kolej profesörün evinde bir keman gördü ve kemanı eve götürmek için izin aldı. Enstrumanın üstüne çizimler yaptı, ve bir sonraki yıl, 1888’de ilk kemanını sattı. Yirmi-iki yıl sonra Suzuki’nin keman fabrikası yılda 65.000 kaliteli keman üretmeye başladı.

yazının devamı

“Çocuğumla Yaşam” Okulu Dersleri

Ocak 1, 2010

Yaşam Yolu, Bölüm 2

“Çocuğumla Yaşam” Okulu Dersleri Bölüm 2 from Cevriye Arzu Aydoğan on Vimeo.

“Çocuğumla Yaşam” Okulu Dersleri

Aralık 10, 2009

Anne baba olmak yaşayarak öğrenilen çok zor bir zanaattır. Bu konuda ne yazık ki geçerli bilgi kaynakları da azdır. Günümüze kadar “Sevelim, sevilelim” ve “Sevgi herşeyi çözer” gibi  düşünce akımlarının etkisinde fazla zaman kaybettik ve bir arpa boyu yol alamadık. “Çocuğumla Yaşam” Okulu bu tür anlayışları kökünden değiştirmek için çalışmaya başladı. Bu nedenle en önemli yeteneği düşünebilmek olan insanın, herşeyden önce düşünme becerisini, anne babalık adına nasıl çalıştırması gerektiğini anlatmayı amaçladık. Anne baba olmak hakkında hiçbir eğitimin olmaması, her yetişkinin, anne babalığa, elinde minik bir bebek ve ona nasıl davranması gerektiğine dair dev bir soru işaretinin doğurduğu yetersizlik hisleriyle başlamasına neden oluyor.

İlk dersimizin adı Yaşam Yolu ve konusu, alışılmış anne baba derslerinden farklı olarak, düşünce yapımızın temel taşı olan “kavram”  hakkında düşünerek başlıyoruz işe. Çünkü annelik ve babalık kavramlarını inceleyeceğiz sonra çocukluk ve en önemlisi de mutluluk kavramının izini süreceğiz. Yolculuğumuz başlıyor, rastgele.

“Çocuğumla Yaşam” Okulu 2008-2009 1 from Cevriye Arzu Aydoğan on Vimeo.

Hayatın İlk Altı Yılı ve %80′in Gerçek Anlamı

Kasım 17, 2009

Beyin nasıl öğrenir?

brain

Gelişen genetik araştırmalar insanın karakterinin ve zihinsel becerilerinin biçim aldığı sırada genetik etkinin yadsınamayacak bir gücü olduğu üzerinedir. Yani insaoğlu doğarken boş bir sayfaya benzese de, bu sayfayı yazmak için gereken kurallar genlerinde saklıdır. Fakat tüm işlemin sorumlusu sadece genler değildir. Genlerinde şeker hastalığına yatkınlık olan bir kişi bu yatkınlığı tetiklemeyen bir yaşam sürerse şeker hastası olmaz. Üstelik on kuşaktır ressam olan bir ailenin çocuklarının ressam olması da genetik hesaplar söz konusu olduğunda, hiç ressam olmayan bir aileden dahi bir ressam çocuğun çıkmasıyla aynı olasılığa sahiptir. Genler güçlü ve etkilidir ama insanı biçimlendiren sadece genler değildir. Çevre etkisi yadsınamayacak bir güce sahiptir, üstelik genlerinizde kodlanmış bir özelliğiniz çevrenin etkisiyle hiçbir zaman ortaya çıkmayabilir. Sonuç olarak insanın karaterinin ve zihincel becerilerinin biçim almasında genlerin etkisini görmezden gelemeyiz ama genler ağırlıklı olarak çevresel etkileşimle çalışmaya başlar ve binlerce yıllık, genetik yapı mı çevre etkisi mi sorusu bir tek gerçekçi cevaba sahiptir biri diğeri olmadan iş yapmaz.

Genlerin bir diğer önemli özelliği de çevreden aldıkları uyaranın (yani çevre etkisinin) miktarıyla doğru orantılı olarak çalışmalarıdır. İnsanın zihinsel özelliklerini toplu olarak tek bir gende toplayalım ve bu genin adı genZ (zihinsel beceriler geni) olsun. genZ yetersiz uyaran alırsa en alt sınırda  ve yeterli uyaran alırsa en üst sınırda çalışır. Genin en üst sınırda çalışması sahip olduğu kodlanmış özelliğin kendini tam olarak gerçekleştirmesi demektir. İstenilen budur. Gen sahip olduğu bilgiyi çevreden aldığı uyaranla harmanlar ve ortaya çıkan sonuç insanın zihinsel becerilerinde sahip olabileceği, geninde kodlanmış en üst seviyeye ulaşması olacaktır. İşte amacımız budur; çocuğun genZ’sini, tüm zihinsel becerilerinin toplandığı geni, en üst seviyede sonuç alabilmek için çalıştırmak.

yazının devamı

Montessori Yaz Semineri, Hollanda

Kasım 11, 2009

Geçen yaz internette Montessori ve Sinir Bilimi (Nöroloji) hakkında bir eğitim düzenleneceğini gördüğümde mutlaka katılmam gerektiğine karar verdim. Bu eğitimin içeriği hakkında bilgi vermek için hazırladığım kısa film size Montessori’yi tanıtmak için de iyi bir fırsat diye düşünüyorum.

Arzu Aydoğan

Montessori Yaz Semineri, Hollanda from Cevriye Arzu Aydoğan on Vimeo.

Maria Montessori’nin Hayatı – Bölüm 2

Ekim 28, 2009

Bölüm 2

maria-1

Maria Montessori son yüzyılın etki bırakan kişiliklerinden birisidir. Onun eğitime getirdiği bakış açısı çağının çok ötesindedir ve sadce bir yenilik olarak değerlendirmek hata olur. Montessori Eğitimi başlıbaşına bir devrim niteliğindedir.

Montessori 1970 yıllında bir İtalyan kasabası olan Chiaravalle’de doğdu. Ailesinin tek çocuğuydu. O devrin, kız çocuklarının eğitimi için çizilmiş olan geleneksel anlayıştan farklı olarak ailesi onun eğitimi için Roma’ya yerleşmiş ve Maria matematiğe olan ilgisi nedeniyle erkeklerin seçtiği bir teknik okulda eğitim görmüştür. Bu dönemde biyoloji de onun ilgi alanı içine girmeye başladığından tıp okumaya karar vermiş ve sınıfındaki tek bayan olarak, yüksek bir dereceyle 1896’da tıp fakültesini bitirerek İtalya’nın ilk kadın doktoru olmuştur. Avrupa’da kadın hakları üstüne yoğun çslışmaların yürütülmekte olduğu bir zamandır ve Montessori İtalya’yı temsil etmek üzere 1896’da Berlin’de ve 1900’de Londra’da iki ayrı kadın hakları konferansına konuşmacı olarak seçilmiştir.

Montessori zihinsel özürlü çocuklarla beraber çalışacağı psikiyatri alanında uzmanlaşmıştır. Fakat aynı zamanda kendi muayenehanesinde çok fakir insanlara da hizmet vermektedir. Montessori psikiyatri kliniğinde dönemin idiyot olarak nitelediği çocuklarla çalışmalar yapmış ve çocukların büyük bir kısmına kendi geliştirdiği özel araçlarla okuma ve yazma öğretmeyi başarmıştır. Ulusal bir sınavda şaşırtıcı bir başarı gösteren bu çocuklar önce İtalya’nın daha sonra da dünyanın ilgisini bu şaşırtıcı eğitim yöntemine çekmiştir.

Zihinsel özürlü çocuklarla yaptığı çalışmalar sonucunda Montessori çocukların nasıl öğrendiği sorusuna odaklanmıştır. Montessori’nin gözlemlerinden edindiği sonuç bugün çocuk beyin gelişimi üstünde yapılan bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir. Montessori’ye göre çocuk içinde bulunduğu mekandan aldıklarıyla kendini inşa etmektedir. Burada mekan derken kastedilen sadece fiziksel mekan değildir, çünkü insan yaşayışına ait olan kurallar da aynı mekanın içinde bulunur ve bu yaşayış ruhsal mekanı meydana getirir. Montessori ilgisini tıptan yani insanın fiziki bedeninden, psikolojiye yani insanın zihnine yönlendirir. 1901 yılında üniversiteye geri döner, psikoloji ve felsefe okumaya başlar. 1904 yılında Roma Üniversitesinde antropoloji profesörü olur.

yazının devamı

Maria Montessori’nin Hayatı – Bölüm 1

Ekim 28, 2009

Bölüm 1

m_montessori10

Dr.Maria Montessori dünya çapında tanınan ve çocuk eğitiminde devrim niteliğinde değerlendirilen bir eğitim yönteminin yaratıcısıdır. Montessori, bir biliminsanı olarak tıp eğitiminin kendisine kazandırdığı gözlem, deney ve araştırma yöntemlerini çocuk gelişimi ve çocukların eğitimi alanlarına taşıyarak büyük bir farklılık yaratmıştır. İnsan beyninin gelişim evreleri hakkındaki bilimsel çalışmalar çoğaldıkça Montessori Eğitimi’nin değeri diğer eğitim yöntemleriyle kıyaslanamayacak ölçüde artmış ve 1907 yılında ilk Montessori okulu Casa dei Bambini, Çocukların Evi’nin açılışından günümüze yüz yıllık bir deneyim ve başarı elde etmiştir.

Maria Montessori İtalya’da tıp eğitimi almayı başararak doktor olan ilk kadındır, bu nedenle kendisine hayatının sonuna kadar bayan doktor anlamına gelen dottoressa diyerek hitap etmişlerdir.

Montessori sıradışı bir zekaya ve gözlem yeteneğine sahiptir. Onun eserleri bugün dahi çocuklar hakkında sürdürülen araştırmalara ışık tutmaktadır.

yazının devamı