Bir Günlük Yazmak
Hoşgeldiniz,
Bu ilk satırları yazarken gerçekten çok heyecanlıyım. Öyle bir günlük olsun ki bu, Anne Frank’ın günlüğünün sadeliğini, akılcılığını ve samimiyetini taşısın istiyorum. On dört yaşındaki Frank’ın, Nazi’lerden saklandığı tavan arasındaki iki yılını anlattığı günlüğünden hayata dair çok önemli düşünceler öğrenir insan, bizim günlüğümüz de hayata dair düşünceleri anlatırken okuyanların zihinlerinde, o güne kadar farketmedikleri bir bakış açısı hatta zaman zaman tümüyle yeni bir bakış kazandırmayı amaçlıyor.

Biz, Sihirli Bahçe Montessori Okulu öğretmenleri olarak çok uzun zamandır Montessori Eğitimi hakkında bildiklerimizi, tecrübelerimizi, araçların özelliklerini ve çocuklar üstünde bu eğitimin etkisini, Türkçe olarak, gün be gün sizlerle paylaşmak istiyorduk.
Bir toplumun değişmesi için eğitim tartışmasız bir öneme sahiptir fakat nasıl bir eğitim? Asıl soru bu olmalı. Bir eğitim hazırlanırken önce vermek istediğiniz eğitimden neyi hedeflediğinizi çok iyi bilmelisiniz. Bugün, altı yaşından küçük olan, çocukları yirmi yıl sonraki geleceğin yetişkinleri olarak yetiştirmek istiyorsanız, geleceğin ihtiyaçlarını ve hatta sorunlarını bugünden görebilmelisiniz. İnsanların mesleklerini seçerken kendilerine uygun seçimler yapamadıkları, çok kişinin hayattan ne istediğini bilmediği, sorularının cevaplarını, sorunlarının çözümlerini, uzak doğunun felsefelerinde ferrarisini satarak aradığı, prozak toplumunun kimyasallarıyla mutluluk, güven ve tatmin bulmaya çalışan ve aradıklarını bulamadığı için mutsuz ve tüketici olarak kendini tüketen bir dünyada yaşıyorsanız ve çocuğunuz için istediğiniz gelecek bu değilse, her şeyden önce, yeni baştan hedeflerinizi belirlemenin vakti geldi demektir.
Unutmayın ki “Okul için değil yaşam için öğreniyoruz” (Non scolae, sed vitae discumus. Imre Kertezs, Kadersizlik, s .98), bu ilkeyi benimseyerek, hayat için, güzel ve yaşanası bir hayat için hazırlamalıyız eğitimi. Bu günlük, sizlerle hedeflerinizi belirlerken ve uygularken pek çok düşünce paylaşacak. Hayata dair öğrenmemiz ve çocuğumuza da mutlaka öğretmemiz gereken en önemli şey insanın içinde bulunduğu koşullardan bağımsız olarak, mutlu ve değerli hissedebilmeyi öğrenmesidir. Anne Frank 24.Şubat.1944′de günlüğüne şöyle yazar
ben açık olan pencereden bakıyordum, Amsterdam’ın büyük bir bölümü görünüyordu, çatıların üstünden, açık mavi olan, çok fazla net görünmeyen, ufka kadar.
“Bunlar olduğu sürece” diye düşündüm. Ve benim bunları yaşamama izin veriliyorsa, bu güneşi, bu bulutsuz gökyüzünü; o zaman üzülmem için bir neden yok. (Anne Frank, Anne Frank’ın Hatıra Defteri, s. 201)
Oysa Anne, bu satırları yazarken bir yıldan fazla bir süredir saklandıkları çatı arasından çıkmamıştır, onun yaşında bir çocuk için böylesi kapalı kalmış olmak zordur ama o içinde bulunduğu koşullara rağmen üzülmesi için bir neden olmadığına karar verir.
Yedinci sınıfa kadar bir Montessori okulunda okumuş olan Anne Frank’ın hayat hakkında yazdıkları Montessori Felsefesini yansıtır. Çünkü hayatta asıl değerli olanın ne olması gerektiği insanın sahip olabileceği en değerli yaşam bilgisidir, ancak bu şekilde gereksiz şeylerin peşinden gitmek yerine kendinden değerli hedeflere sahip olabiliriz.
Yolumuz uzun, yazmak istediklerimiz çok, size okurken bize de yazarken çıktığımız bu seferde uğurlar olsun.
Arzu Aydoğan
